Hafik İnköy Sosyal ve Kültür Dayanışma Derneği Forumu Forum Ana Sayfa Hafik İnköy Sosyal ve Kültür Dayanışma Derneği Forumu
website statsSİVAS HAFİK İNKÖY FORUMU
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 
Dursun Gümüşoğlu: Tâcü'l Arifîn. Es-Seyyid Ebu'l Vefâ Menakı

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Hafik İnköy Sosyal ve Kültür Dayanışma Derneği Forumu Forum Ana Sayfa -> Kitap Tavsiye ve Bilgi Paylaşımı
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Okan Doğan



Kayıt: 14 Ksm 2007
Mesajlar: 227
Konum: İstanbul

MesajTarih: Cum Ksm 16, 2007 5:22 am    Mesaj konusu: Dursun Gümüşoğlu: Tâcü'l Arifîn. Es-Seyyid Ebu'l Vefâ Menakı Alıntıyla Cevap Gönder

Dursun Gümüşoğlu: Tâcü'l Arifîn. Es-Seyyid Ebu'l Vefâ Menakıbnâmesi. Can Yayınları: 262, İstanbul 2006, 317 S., + Belgeler, ISBN: 975-6358-63-7

Dursun Gümüşoğlu: Tâcü'l Arifîn. Es-Seyyid Ebu'l Vefâ Menakıbnâmesi

Gümüşoğlu: "Ebü'l Vefâ'nın gerçekten Kürt asıllı olduğunu kabul etmek biraz güçtür. Çünkü menâkıbnâmede onun en ileri gelen halifelerinin hemen tamamının Boğa b. Batu, Muhammed et-Türkmânî, Turhan, Tekin vb. tipik Türk isimleri taşıdığı veya onların Türkmen olduklarını gösteren nisbetleri bulunduğu görülmektedir. Ayrıca o çağın Arap müelliflerinin bölgenin yerli halkı olan Kürtler'in göçebe bir hayat tarzı sürmeleri dolayısıyla, Türkmen zümreleri gibi oraya gelen bütün öteki konar göçer toplulukları da "Kürd" kelimesiyle niteledikleri bilinmektedir. Buna göre Ebü'l Vefâ'nın bir Kürt şeyhi olması muhtemel bulunmakla beraber, Türkmen şeyhi olması ihtimali daha güçlü gibi görünmektedir."Seyyid Ebü'l Vefâ hakkında birkaç söz...

Osmanlıca'dan çevirdiğim bu eser, İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi Murad Buhari katalogu 257 numarada kayıtlı olan nüshası esas alınarak yapılmış, (A) nüshası olarak kaydedilmiştir. Ayrıca üç adet kopyası daha incelenmiş aralarındaki çok ufak farklar dipnotlara konmuştur.

Bunlardan birisi Menâkıb-ı Tacü'l-Arifîn Ebu'l Vefa adlı bu eserin müstensihi (kopya edeni) belli değildir. Eser, Ankara Milli Kütüphane Mikrofilm servisinde Mf 1994 A 246 numarada bulunmaktadır ve (B) nüshası olarak dipnotlarda bulunmaktadır. İkinci nüsha Samsun Yazmaları Katalogunda 497 numarada kayıtlı 1640 yılında Kitab Menâkıb-ı Tacü'l-Arifin: Alaaddin b. Mustafa b. Ali tarafından kopya edilmiş olan (C) nüshası olarak kitapta bahsedilmiştir. Üçüncü nüshaya ise İstanbul Atatürk Kitaplığı Osman Ergin Yazmaları 638 numara da rastlanıp incelenmiştir.

Yaşamı ile ilgili birtakım bilgilere bu eserde ulaşabiliyoruz, ancak İslâm Ansiklopedisi’nin 347. sayfasında hayatı ile ilgili daha detaylı bilgiler bulunmaktadır.

"1026 yılında Irak'ın Kûsan bölgesinde doğdu. Hakkındaki bilgiler, döneminin veya sonrasının belli birkaç kaynağındaki sınırlı kayıtlardan ibaretdir. Ebü'l Vefâ'ya dair asıl kaynak Şahabeddin Ahmed el Vasıtî'nin 773'te (1371) kaleme aldığı "Tezkiretü'l Müttâkîn ve Tebşiratü'l Muktedîn" adlı Arapça menâkıbnâmedir. Menkıbelerle karışık bir biyografi niteliğindeki bu eserin Menâkıb-ı Tâcü'l ârifîn Seyyid Ebü'l Vefâ adını taşıyan mütercimi meçhul Türkçe çevirilerinin yazma nüshalarına sık rastlanması onun Anadolu'da iyi tanındığını gösterir. Tahsilinin önemli bir kısmını Bağdat'ta yaptıktan sonra Buhara'ya gitmiş, din ilimleri öğrenerek tekrar Bağdat'a dönmüş burada Muhammed eş-Şenbeki'ye intisap etmiştir. Uzun süre hizmetinde bulunduğu şeyhi kendisine karşı gösterdiği vefa ve sadakatinden dolayı ona "Ebü'l Vefâ" künyesini vermiştir. Menâkıbnâmede İmam Zeynel soyundan bir seyyid olduğu da kaydedilir.

Ebü'l Vefâ, Ebû Muhammed eş-Şenbekî'nin vefatından sonra onun yerine geçti ve hemen her tabakadan pek çok sayıda mürid edindi. Bu durumun Abbasi Halifesi Kaim Biemrillah'ı (1031-1075) endişeye sevkettiği ve halifenin, bir seyyid olması dolayısıyla Ebü'l Vefâ'nın ileride hilâfet makamına göz dikebileceğini düşündüğü rivayet edilir. Menâkıbnâmeye göre halife bu endişeden kurtulmak için şeyhi sapıklıkla suçlayarak bir ulemâ heyeti huzurunda yargılatıp öldürmeyi tasarlamış, fakat plan istenildiği gibi sonuçlanmamış, şeyh ulemâ önünde kendisine yöneltilen sorulara başarılı cevaplar vererek onları mahçup etmiştir.

Menâkıbnâmede anlatılan bazı olaylar, Ebü'l Vefâ'nın Ehl-i Sünnet ilkelerine pek uymayan bazı davranışlara sahip bulunduğunu göstermektedir. Eserdeki parçalardan birinde halifenin şeyhe bir mektupla birlikte bir şarap kadehi gönderdiği mektupta kadın erkek bir arada yaptığı ayinlerde şarap sunmak için kullanılmak üzere bu kadehin gönderildiği hikâye edilir. Benzer bir olayın Ahmed Yesevi için de söz konusu olduğu bilinmektedir (Köprülü s. 23). Müridlerin büyük bir çoğunluğunun konar göçer Türkmenlerden olduğu anlaşılan Ebü'l Vefâ'nın bu tür âyinler yaptığından şüphe etmemek gerekir. Ona nisbet edilen Vefâiyye tarikatının XIII. Yüzyıl Anadolu'sundaki en güçlü temsilcisi olan ve Babaî isyanı diye bilinen büyük sosyal ayaklanmayı gerçekleştiren (1240) Baba İlyâs'ın da bu tür âyinler yaptığını bizzat torunu Elvan Çelebi nakletmektedir (Menâkıbü'l-kudsiyyye s. 22-23).

Ebü'l Vefâ'nın gerçekten Kürt asıllı olduğunu kabul etmek biraz güçtür. Çünkü menâkıbnâmede onun en ileri gelen halifelerinin hemen tamamının Boğa b. Batu, Mu-hammed et-Türkmânî, Turhan, Tekin vb. tipik Türk isimleri taşıdığı veya onların Türkmen olduklarını gösteren nisbetleri bulunduğu görülmektedir. Ayrıca o çağın Arap müelliflerinin bölgenin yerli halkı olan Kürtler'in göçebe bir hayat tarzı sürmeleri dolayısıyla, Türkmen zümreleri gibi oraya gelen bütün öteki konar göçer toplulukları da "Kürd" kelimesiyle niteledikleri bilinmektedir. Buna göre Ebü'l Vefâ'nın bir Kürt şeyhi olması muhtemel bulunmakla beraber, Türkmen şeyhi olması ihtimali daha güçlü gibi görünmektedir. Ebü'l Vefâ ömrünün büyük bir kısmını Bağdat'ta geçirmiş, bundan dolayı Bağdâdî nisbesini almış, 9 Aralık 1107'de vefat etmiştir."

Bu eserin Aşık Paşa'nın oğlu Şeyh Ahmed Âşıkî Kâbe dönüşünde Hicri 880, Milâdi 1475 yılında Mısır’dan gelirken alıp getirmiş, çevirmene vermiş ve Arapça aslından Türkçe'ye tercüme edildiğini kitabın ilk sayfalarından öğreniyoruz. Eserin içinde çeşitli menkıbeler olduğu gibi, İslâm’a, ibadetlere, semâ’a, tevhide bakış gibi tasavvufî görüşlerine de sıkça rastlamaktayız.

Kimliği ile ilgili bilgiye kitabın 14. sayfasından ulaşıyoruz. “Emseytu Kurdiyyen ve esbahtu Arabiyyen" deyûb buyurmuşdur, yanî ahşamladım Kürdî olduğum halde sabahladım, Arabî olduğum halde (akşam uyurken Kürtçe konuşabiliyordum, sabah kalktım ki Arapça da konuşabiliyorum) bazı kimseler dedîler ki Nercisiyyü’l-asldır (soyu Nercisilerdendir). Ama bu söz galatdır (yanlıştır). Sahih (doğrusu) budur ki, anası Nercissiyye'dir (Nercisidîr). Anda doğmuş büyümüşdür, ammâ aslı Irak Arab'dandır (Irak Araplarındandır) nitekim zikr olundî.”

Çalışmalarım sırasında işyerimde beni sınırsız hoşgörüleri ile destekleyen Zeki Gümüşoğlu, Cemal Gümüşoğlu, Ulaş Gümüşoğlu, Şükrü Gürzoğlu, Ali Rıza Gürzoğlu ve Kemâl Gürzoğlu'na; evimde iken büyük sabır gösteren eşim Sultan Gümüşoğlu'na, Emre Gümüşoğlu'na; çevirilerimde yardımcı olan Jülide Tokçiftçi'ye, diğer nüshalara ulaşmama vesile olan Ankara Gazi Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Sayın Prof. Alemdar Yalçın ve Uzman Hacı Yılmaz'a, bu çeviriyi yapmamda yönlendirici olan Sayın Şakir Keçeli'ye, Arapça kısımların çevirisinde çok büyük yardımını gördüğüm Ali Bahadır’a, basılmasında emeği geçen Can Yayınları Adil Ali Atalay ve Zeynel Atalay'a sonsuz teşekkürlerimi bildirmeyi borç bilir, farkında olmadan yaptığım kusurlarımın da iyi niyetli çalışmamdan dolayı bağışlanmasını dilerim.

Dursun Gümüşoğlu


İçindekiler

Bab (Birinci Bölüm):
Ebu’l Vefâ Hazretleri’nin hayatı, lâkabı, şeceresi, Arapça’yı öğrenmesi
Ârifin Hazretleri’nin rıhletlerin yani seferlerin ve evlendüğün beyan ider
Üçüncü rıhletleri râvî eydür

İkinci Bab (İkinci Bölüm):
Vasiyeti, güzel sözleri, İslâm anlayışı, semâ' haram mıdır, şeyh, fakr, zikir, teslim, takva, tevhid nedir?

Fasıl:
Bu fasıl Hazreti Ebu’l Vefâ’nın vasiyetin beyân ider

Üçüncü Bab:
Yani manakıbı ve kerâmeti ve mekârim-i ahlâkını beyân ider

Bab Râbi’ (Dördüncü Bölüm):
Hazreti Tâcü’l-Ârifîn halifeyi Bağdad’tan imtihan eyledüğünî ve ashâbının ve huddâmının isimlerin beyân ider

Fasıl:
Bu fasl Hazreti Tacü’l Ârifîn’in kuddise sirrehü’l-azizin bazı mürîdlerinin ismini beyân ider ve hazreti Seyyid mürîdlerini imtihan eyledüğün bildirir

Fasıl:
Bu fasıl Hazreti Tacü’l Ârifîn’in kuddise sirrehu’l- aziz kutbü’l-aktâb idüğin beyân ider
_________________

Baba biz Bektâşiyük
Pek durur Bektâşiyük
Her gelen bir taş urur
Burda mihenk taşıyük
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yahoo Messenger

Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Hafik İnköy Sosyal ve Kültür Dayanışma Derneği Forumu Forum Ana Sayfa -> Kitap Tavsiye ve Bilgi Paylaşımı Tüm zamanlar GMT -2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye