Hafik İnköy Sosyal ve Kültür Dayanışma Derneği Forumu Forum Ana Sayfa Hafik İnköy Sosyal ve Kültür Dayanışma Derneği Forumu
website statsSİVAS HAFİK İNKÖY FORUMU
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 
Sivas'ta Yatmakta olan Horasan Merkezli Anadolu Erenleri

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Hafik İnköy Sosyal ve Kültür Dayanışma Derneği Forumu Forum Ana Sayfa -> Kutsal Yerlerimiz
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
inkoy
Site Admin


Kayıt: 03 Ksm 2007
Mesajlar: 56

MesajTarih: Cum May 22, 2009 6:01 am    Mesaj konusu: Sivas'ta Yatmakta olan Horasan Merkezli Anadolu Erenleri Alıntıyla Cevap Gönder

SİVAS’TA YATMAKTA OLAN HORASAN MERKEZLİ ANADOLU
ERENLERİ


Yrd. Doç. Dr. Doğan KAYA
*

(Türkiye)
Yüzölçümü itibariyle Türkiye’nin ikinci büyük ili, mezralar hariç 1285 köyüyle
Türkiye’nin en fazla köyüne sahip olan Sivas, yüzyıllar boyu pek çok kültüre beşiklik
yapmış bir yöremizdir.

1071 Malazgirt zaferinden sonra akın akın, literatürde Diyar-ı Rum olarak
adlandırılan Anadolu’ya gelen Horasan erenleri, Sivas yöresinde de faaliyet göstermişler;
halkın üzerinde Ahmet Yesevî düşüncesini hakim kılmaya çalışmışlardır. Anadolu’nun
Onların gayretleri sayesindedir ki, Anadolu hatta Rumeli, manen fethedilmiş, böylece
gelecek için sağlam zemin hazırlanmıştır.

Anadolu Abdalları, Anadolu Gazileri, Anadolu Ahileri ve Bacıları olarak bilinen
dört zümre, gerçekten de Anadolu’nun inşasında önemli işler başarmış, inanç yönünden
sağlam temeller atmışlardır. Sayılamayacak derecede mevcudu olan bu zatlara ait gerek
Anadolu’da ve gerekse Rumeli’de bugün yüzlerce yatır vardır. Bunlara başta abdal, eren,
ermiş, evliya, gazi, pir, seyyid ve şeyh olmak üzere âhit, âlim, baba, dede, şehit, veli, zâhit
gibi isimler verilmiştir.

Yüzyıllar boyunca toplum üzerinde etkili olmuş manevî üstünlüklere sahip
kişilerdir. bu zatların yoğun faaliyet gösterdikleri yörelerden birisi de Sivas’tır.
Tespitlerimize göre, merkez ilçede ve diğer on altı ilçede bunların sayısı 66’dır.
Bunların beldelere göre dağılımı şu şekildedir:

SİVAS-Merkez: Arap Dede, Çeltek Baba, Davullu Dede, Gazi Baba, Kırklar
Dağı, Lokman Baba, Şeyh Çoban.

AKINCILAR: Bahattin Baba.

ALTINYAYLA: Arap Dede, Coruğun Ocağı (Ebu Kays Haşhaşî), Boz Dede,
Davullu Dede, Kumlu Baba, Topakkaya.

DİVRİĞİ : Garip Ardıç-Küsme-Kaçak, Garip Musa, Koca Haydar, Koca Saçlı.

DOĞANŞAR : Çıngır Baba.

İMRANLI: Coği (Co/Cuva) Baba, Haydar Baba, Şeyh Bahattin Bayram Dede.

KANGAL: Ali Baba, Bakır Baba, Çiçekli Baba, Çoban Baba, Etyemez Baba,
Felfan Baba, Tezveren Baba.

SUŞEHRİ: Ardıç (Muhammed Bekira), Fatma Ana, Dindar Şeyh, Köse
Süleyman, Müstecap Şeyh, Şemsi Ana.

ŞARKIŞLA: Beş Kardeş, Colü Dede, Gülmez Baba (Şeyh Ziya), Tekke, Şeme.

ULAŞ: Çamdede, Gez Bel, Küpeli Baba, Karacalar Tekkesi, Şeyh Mehmet,
Tecer Baba.

*
C.Ü. Fen-Ed.Fak. Türk Dili ve Ed. Böl Öğr. Üyesi, 58 140/ SİVAS
dkaya@cumhuriyet.edu.tr

YILDIZELİ: Akbaba, Akkoca Sultan, Kevgür Baba, Küre Baba, Seyit Baba,
Şeyh Halil.

ZARA: Bahar Şeyh, Elma Baba, Emir Baba, Huğ Baba, Kara Yakup Baba,
Kesmen Baba ve Kepez Baba, Kınalı Gazi, Kızıl Baba, Koşa Baba, Kuşçu Hasan Dede,
Küpeli Baba, Osman Gazi, Pir Gökçek, Şeyh Merzuban Veli.

SİVAS-Merkez

Arap Dede: Horasan’dan Gazibey köyüne gelmiş burada yaşamıştır.

Çeltek Baba: Sivas’ın Çeltek köyünde yatmaktadır. Mezarı köydeki caminin
avlusundadır. Horasan’dan yanındaki asker ve müritleriyle büyük mücadeleler sonrası
buraya gelip mekan tutmuştur. Cumhuriyetin ilanına kadar civar köylerin öşürü buraya
verilmiş, hatta Sivas’tan da 9.000 kuruş gönderilirmiş. Yıldızeli’nin Salavat köyünde
yatmakta olan Seyit Baba, Şaban köyündeki Şaban Dede ile kardeştir.

Davullu Dede: Merkez Karalar köyünde Davullu tepede yatmaktadır.
Horasan’dan gelmiş, burada şehit düşmüştür. Bir söylentiye göre bu yöreye beş kardeş
olarak (Davullu Dede, Karacalar Tekkesi, Kevgir Baba, Turna Dağı Ziyareti, Damıl
Baba) gelmişlerdir.

Gazi Baba : Horasan erenlerindendir. Sivas’a 51 km. uzaklıkta olan Gazi köyü
camiinin yanında yatmaktadır. 1999 yılında köylüler tarafından bir türbe yapılmıştır.
Mezarı 5-6 m. uzunluğundadır. Halk, başta deprem olmak üzere köylerini çeşitli
felâketlerden koruduğuna inanır.

Kırklar Dağı: Horasan’dan gelen kırk veli, buraya gelip daha sonra Anadolu’nun
muhtelif yerlerine giderek Yesevi düşüncesini yayarlar. Bunlardan birisi de Sivas’ın
Tokuş köyüne gelir, faaliyet gösterdikten sonra vefat eder. Mezarı Kırklar Dağı’nın
üstündedir.

Lokman Baba : Olukman köyünde yatmaktadır. Horasan erenlerinden olduğu
söylenir. Köy, bu türbenin varlığı dolayısıyla kurulmuştur. Eskiden çeşitli dilekler için
buraya gelenler türbe duvarına taş tuttururmuş.

Şeyh Çoban : Kaleardı mahallesinde yatmaktadır. Asıl adı Şeyh Hüseyin
Raî’dir.Türbe kare şeklinde ve kesme taşlardan yapılmış olup içinde Şeyh Hüseyin ile
eşine ait olmak üzere iki sanduka vardır. Türbenin yapılış tarihi bilinmemekle beraber,
yanı başındaki çeşmede 1323 tarihi kayıtlıdır. Türbe birkaç sefer tamir edilmiştir.
Hakkında kesin bilgi yoktur. 1102 yılında ölen Ebu’Ebü’l-Vefa’l- Vefa’nın
yedinci halifesidir. Yıllarca Ebü’l-Vefa’nın yanında kalıp mertebeler kazanmış daha
sonra onun izni ile ders vermeye başlamıştır. Şeyh Merzuban’la aynı tarikatten olduğu,
develerinin çöktüğü yeri mekan tutmak üzere Horasan’dan birlikte yola çıktıkları
anlatılmaktadır.

AKINCILAR

Bahattin Baba
Akıncılar İlçesine Bağlı Doğantepe köyünde yatmaktadır. Buraya gelen halk,
muratlarına kavuşmak için dualar eder.
Horasan’da yaşayan yedi kardeşten birisidir. Babaları bunları toplar. Allah
tarafından yedi farklı yere gönderilen taşların bulunduğu yerlere gitmelerini söyler.
Bahattin taşının düştüğü yer olan Doğantepe köyüne gelip faaliyetlerine başlar.
Onunla ilgili çeşitli anlatmalar vardır.
“… Birgün Bahattin Baba ve müritleri ders okurlarken Şeyh Nusret Hazretleri
müritleri ile geldiler. Müritlerden her birine; ‘Birer taş getirin.’ dedi. Kırklardan her biri
birer taş getirdiler. Şeyh Nusret, Hasan Baba’ya buyurdu: ‘Hsan’ım kırkların her birisinin
ismini bu taşlara yaz, her birisini bir yana at. herkes kendi ismini yazan taşı hangi yerde
bulursa, o yer sizlere mekan olsun.’ şeyh Bahattin Hazretleri de ismini yazan taşı
Suşehri’nde buldu ve oraya yerleşti. Şimdi eski ismi Badışık olan Doğantepe’de
bulunmaktadır.”

ALTINYAYLA

Arap Dede: Horasan erenlerinden olup Boz Dede,Ebu Kays Haşhaşî, Küpeli
Baba, Davullu Dede’nin kardeşidir. Şarkışla ile Altınyayla arasındaki bir tepe üzerinde
yatmaktadır. Haşhaşî’nin kardeşidir.

Coruğun Ocağı (Ebu Kays Haşhaşî) : Asıl adının Ebu Kays Haşhaşî olduğu
söylenmektedir. Coruğun Ocağı denmesinin sebebi de, türbenin sahiplerinin Coruklar
sülalesinin olmasındandır. Türbe Altınyayla’nın Hüyük diye adlandırılan tepenin aşağı
yamacında, dışı yeşil boyalı, küçük bir ev şeklindedir. Hayatı hakkında hiç bir şey
bilinmemektedir. Eskiden türbe içine su dolu testi konurmuş. Haşhaşi Hazretleri bu su ile
aptes alırmış.

Boz Dede: Altınyayla’ya bağlı Serinyayla köyünün yanı başındaki bir tepenin
üzerinde yattığına inanılır. Aslında gerek Boz dede ve gerekse Davullu dede denilen
yerlerde herhangi bir mezar yoktur. Halkın inancına göre çevredeki veliler Perşembe
günü burada toplanır. Çeşitli istekleri olanlar ziyaret eder ve genellikle horoz keserler.
Yattığı yerin etrafındaki taşlar kutsal sayılır ve uğur olarak yanında bu taşlardan
bulundurur.

Davullu Dede: Yattığı yer, Altınyayla’nın Serinyayla diye bilinen yerdeki
kayalıkların üzerindedir. Davul şeklinde birkaç kayanın üst üste yığılmasıyla
oluşturulmuş bir makamdır.

Kumlu Baba: Horasan’dan geldiği rivayet edilmektedir. Altınyayla’nın
Güzeloğlan köyü ile Başyayla köyü arasındaki burnun arkası denilen mevkide
yatmaktadır. Yatırın bulunduğu yer, taş yığını şeklindedir.

Topakkaya : Altınyayla’nın güney doğu çıkışında bir kaya parçasının altında
yattığına inanılır. Aslında burada birisinin yatıp yatmadığı kesin olarak bilinmemekle
beraber, halk burada Selçuklular zamanında yaşamış bir Anadolu ereninin yattığına
inanmaktadır. Başta, çocuk sahibi olmak isteyenler ve sara hastaları götürülür.

DİVRİĞİ

Garip Ardıç-Küsme-Kaçak : Horasan’dan yola çıkan üç kardeş Divriği’nin
Yağıbasan köyüne gelir. Burada bir sebepten dolayı aralarında anlaşmazlık çıkar. Birisi
kaçıp gider ve bu yüzden adı Kaçak olur. Diğeri küsüp köyün güneyindeki bir tepeye
gider; ona da Küsme derler. Üçüncüsü de bir ağacın altında kaldığı için adı Garip Ardıç
olur. Üç kardeş de Allah tarafından ağaç haline getirilir. Küsme, köye hakim bir tepe
üzerinde, Kaçak köye yakın bir tepenin altında söğüt, Garip Ardıç da Yağıbasan köyünün
altında bulunmaktadır. Her üçü de adak köylülerin adak yeridir.

Garip Musa : Garip Musa, Anadolu’nun manevi yönden inşa edilmesinde rol
alan uu zatlardan birisidir. Hakkında bilinenler pek çok erende olduğu gibi rivayetten öte
gitmemektedir. Anadolu’ya 90 (Bir söylentiye göre 400) atlısı ve tahta kılıcıyla
Horasan’dan geldiği, Hacı Bektaş Veli’den nasip aldığı ve Ahmet Yesevî düşüncesi
doğrultusunda faaliyet gösterdiği söylenir. Bir söylentiye göre, Divriği civarında saygın
olan ve Arhısu köyünde yatan Garip Baba ile kardeştir.
Güneş köyü yakınlarında bir türbede yatmakta olan Garip Musa türbesinde genç
yaşta ölen oğlu Güneş de yatmaktadır. Türkiye’nin dört bucağından yüzlerce, binlerce
insanın türbesini ziyaret ettiği Garip Musa hakkında birçok söylenceler anlatılmaktadır.

Koca Haydar : Horasan erenlerindendir. Hacı Bektaş Veli ile birlikte
Anadolu’ya gelmiş, Divriği ve Eğin (Kemaliye) ilçeleri arasında bulunan Sarıçıçek
yaylasına yerleşir, burada tekke kurar ve halkı irşat etmeye başlar

Koca Saçlı : Divriği’nin Erikli köyünde yatmaktadır. Hakkında bilinenler azdır.
Asıl adı Resul Baba olup Horasan’dan yola çıkıp önce, Kerbelâ’ya gelmiştir. Burada
rüyasında Hz. Hüseyin’i görür.
Hüseyin, “Sana bir hediye vereyim… Divriği muhitinde bir su var. Benim
verdiğim suyu, şerbet niyetine bu suya kat. Bu sudan içen şifa bulsun. Sonra gelsin beni
ziyaret etsin. Eşiğine yüz süren, bana yüz sürmüş gibi olsun.” der. Koca Saçlı,
Kerbelâ’dan su alıp geyik donunda Divriği’ye gelir. Yöre halkını Müslüman eder. Erikli
köyündeki gözeye getirdiği suyu döker.


DOĞANŞAR

Çıngır Baba : Kösedağ Savaşı sırasında, Bizans kuvvetlerinin Çanakçı
ormanlarında şehit ettiği erenlerdendir. Mezarı, Doğanşar’a yaklaşık 30 km. mesafedeki
Kızıldağ’ın tepesinde olup etrafı taşlarla çevrilidir. Halkın inancına göre kim buradan bir
taş alsa, Çıngır Baba’nın himmetiyle taş, o gece geri döner. Bir başka rivayete göre, 16
yaşındaki bir kız burada kırklara karışır. İki hafta sonra döndüğünde halk kendisine kötü
gözle bakar. Bunun üzerine kız kırklara karıştığını söyleyip orada ölür.


İMRANLI

Coği (Co/Cuva) Baba: Türbesi İmranlı’nın Avşar köyünün güneybatısında
yatmaktadır. Hakkında bilinenler çok azdır. Rivayet edildiğine göre Ehl-i Beyt’ten ve
Horasan erenlerindendir. bir söylentiye göre de Battal Gazi’nin askerlerindendir.
Anadolu’nun fethinde bil-fiil vazife almış, Gayr-ı Müslimlerle yaptığı savaşta şehit
olmuş, bugünkü türbenin bulunduğu yere gömülmüştür. Seyyid olduğu için torunlarına
Osmanlı idaresince sancak verilmiştir. Bu sancak şimdi Şarkışla’nın Ağcakışla bucağının
Alaman köyünde olduğu söylenmektedir. Türbenin etrafı çevrili olup türbeyi yaptıran
Zühre Ana’nın fotoğrafı girişte sağ tarafta asılıdır. Gelenlerin rahat oturması için üstü
kapalı bir mekan ve kurban kesebilecekleri bir yer vardır. Ayrıca türbenin duvarında bir
Kur’an-ı Kerim’le On iki İmam’a ve Hz. Ali’ye ait resimler de bulunmaktadır. Türbede
gerekli hizmetleri yapan bir kadın bulunmaktadır. Türbenin biraz aşağısında şifalı
olduğuna inanılan su akmaktadır.

Haydar Baba : İmranlı’nın Karataş köyü mezarlığının 2 km. kuzeybatısındaki
bir tepenin üzerinde yattığı söylenir. Horasan erenlerinden olup, o yöredeki halkı irşat
ettikten sonra vefat etmiştir. Mezarı tam olarak belli değildir. Yattığına inanılan tepede
ardıç ağaçları ve “Düldülün ayağı” olarak ilinen bir taş vardır.

Şeyh Bahattin Bayram Dede : İmranlı’nın Sarıçubuk (Bahadun) köyünün
kuzeydoğusundaki mezarlıkta yatmaktadır. Horasan erenlerinden olduğu söylenmektedir.
Türbesi kubbe şeklinde kapalıdır ve etrafı demir parmaklıkla çevrilidir.


KANGAL

Ali Baba: Çiçekli Baba ve Bakır Baba ile kardeştir. Horasan’dan çıkıp önce
Çorum’un Alaca ilçesine gitmişler, orada birkaç sene kaldıktan sonra Kangal’ın bugünkü
Alacahan beldesine gelirler. Burada üç ayrı yere taş atarlar. Bakır Baba’nın taşı
Alacahan’a 12 km. uzaklıktaki Bakır Tepe‘ye, Çiçekli Baba’nın taşı da Alacahan’a 7 km.
uzaklıkta olan kayalıklara düşer. Ali Baba’nın attığı taş ise, Kangal’ın kuzeydoğusundaki
Yeşilkale köyüne düşer. Ali baba’nın bu köyün 45 km. uzağında küçük bir tepenin
üzerinde yattığı söylenir. Çünkü halihazırda görünürde bir mezar yoktur. Mezarın
bakımsızlıktan geçen zaman içerisinde yok olup gitmiştir.

Bakır Baba : Ali Baba ve Çiçekli Baba ile kardeştir. Üç kardeş, Horasan’dan
birlikte gelmişlerdir. Alacahan’ın 12 km. uzağında ve 1200 m. yükseğinde bir tepede
yattığı söylenir. Mezarın nerede olduğu belli değildir. Tepenin üstünde 65 m
2
’lik bir alana
sahip bina vardır. Salonu ve mutfağı olan bu binada buraya gelenlerin işine yarayacak her
türlü mutfak eşyası vardır. Buraya gelenler getirdiklerini yedikten sonra artan
malzemeleri de burada bırakır. Salonda çeşitli dilekler için bağlanmış ipler ve bir de
kumbara bulunmaktadır. Binanın önünde bir kuşburnu ağacı vardır ve bu ağaca da bez ve
ipler bağlanmıştır. Ayrıca bina önünde bulunan kuyunun suyunun kurban kesildiğinde
çoğaldığına inanılır. Alevi ve Sünnilerin müştereken ziyaret ettikleri bir yerdir.

Çiçekli Baba : Ali Baba ve Bakır Baba’nın kardeşidir. Alacahan’a 7 km. kadar
uzaklıkta bir kayanın bulunduğu yerde yattığına inanılır.

Çoban Baba : Kangal’ın Alacahan beldesindedir. Horasan’dan gelerek önce
Darende‘ye gelmiş, oradan da Alacahan’a gelmiştir. Geçimini çobanlıktan sağlamıştır.
Mezarının yüksekliği 1 m. kadardır. Mezarın yanında bir kuşburnu ağacı vardır.

Etyemez Baba : Kangal’ın Etyemez köyü mezarlığında yatmaktadır. Mezarı
demirle çevrilmiştir. Hakkında fazla şey bilinmemekle beraber, halk onun Horasan’dan
geldiğine inanır. Alevi ve Sünniler tarafından ziyaret edilmektedir. Yaşadığı yer İpek
Yolu üzerinde olduğundan, buradan geçenlere et ikram edip kendisi yemediği için bu
sıfatla anılır olmuştur. Kore ve Kıbrıs savaşında, Etyemez Dağı’ndan düşmana sürekli top
attığı rivayet edilir. Etyemez köyü halkı, Perşembe akşamları kabrinin üzerine nur
yağdığına, onun himmetiyle hiç bir tabii afet görmediklerine, sıkıntı çekmediklerine
inanır.

Felfan Baba : Kangal’ın Örencik (Halburveren) köyünün 15 km. doğusundaki
Felfan Dağı’nda yatmaktadır. Türbe dikdörtgen şeklinde, duvarları kesme taştan Horasan
harcı kullanılarak yapılmıştır. Çatısı ahşaptır. Ne zaman yaşadığı bilinmemektedir.
Hünkâr Hacı Bektaş’ın müridi olduğu rivayet edilmektedir. Hayattayken de öldükten
sonra da insanlara yardımcı olmuştur.

Tezveren Baba : Horasan’dan geldiği rivayet edilmektedir. Kangal ilçesi
mezarlığının kuzey batısında yukarı kısımda yatmaktadır. Etrafı kerpiç ve taşla çevrili
olup, üzeri tahtalarla örtülmüştür. Türbe 2,5x3,5 m. boyutundadır. Halk, dilekleri çabuk
yerine getirdiği için yatırı bu şekilde isimlendirmiştir. Samut Baba ile IV. Murad’ın
ordusuna yardım etmiştir.


SUŞEHRİ

Ardıç (Muhammed Bekira) : Suşehri’ndedir. Kabrin uzunluğu 30 m. kadardır.
Horasan’dan geldiği, asıl adının Muhammed Bekira olduğu, ok ile burada şehit düştüğü,
yedi kardeş olduğu, bunlardan birinin Anadolu Kavağı’nda yattığı söylenir.

Fatma Ana : Suşehri’nin Gemin deresi Camili köyü yaylasında yataktadır.
Mezarının yanında bir meşe vardır. Halkın inancına göre Köse Süleyman, Osman Gazi,
Fatma Ana ve Şemsi Ana kardeştirler. Kösedağ Savaşında şehit düşmüşlerdir.

Dindar Şeyh : Müstecap Şeyh’in kardeşidir. Akkoyunlu hükümdarının
iltifatlarına mazhar olmuştur. Hükümdar, “Dindarsın şeyhim” demiş ve bu yüzden Dindar
Şeyh olarak tanınmıştır. Kabri Yukarı Işıklar’dadır. Kabri ve mescidi tamir görmüştür.

Köse Süleyman : Türbesi Suşehri arazisindedir. Asıl adı Süleyman olup Köse
Süleyman olarak tanınmıştır. Osman Gazi, Fatma Ana ve Şemsi Ana ile kardeş olduğuna
inanılır. On iki İmam’dan Zeynel Abidin’in torunlarındandır. Horasan’ın Nişabur
beldesinde doğmuş, sonra Konya’ya gelmiş, Alaaddin Keykubat’ın ordusunda
komutanlığa yükselmiştir. Moğollar’la yapılan Kösedağ savaşında (1243) Selçuklu
komutanı olarak çarpışmış ve şehit düşmüştür.

Müstecap Şeyh : Müstecap, Dindar ve Bereket Şeyh üç kardeştir. Akıncılarda
yatmakta olan şeyhleri Bahaddin; oklarınız nereye düşerse orayı mekan tutacaksınız.”
deyip onlardan birer ok getirmesini ister. Getirilen okları atar. Mestecab’ın oku
Suşehri’nin Üzümlü köyüne, Dindar Şeyh’in oku Yukarı Işıklar’daki Eğme Dağı’na,
Bereket Şeyh’in oku da Avren köyüne düşer. Müstecap Şeyh, Üzümlü’de tekke açmış,
halkı irşat etmiştir. Daha sonra “Mağaranın Dere” denilen yerde inzivaya çekilmiştir.
Şeyhin evlenmeden ölen iki oğlu Üzümlü köyünde yatmaktadır. Halk, Şeyh’e
olan hürmetlerinden dolayı buraya da değer verir. Bundan dolayı genellikle çocuğu olup
da yaşamayanlar ziyarete gelirler.

Şemsi Ana : Köse Süleyman’ın, Fatma Ana’nın ve Osman Gazi’nin kardeşi
olduğu söylenir. Yattığı yer kesin olarak belli değildir ve Fatma Ana’nın türbesinin
yakınlarında olduğu söylenir.


ŞARKIŞLA

Beş Kardeş Türbesi: Şarkışla’nın Kızılcakışla kasabasının yakınındaki tepenin
yamacında üç yolun birleştiği yerde yatmaktadır. türbe yaklaşık 2 m. yüksekliğinde
kerpiçten duvarlı ve kiremit çatılıdır. Halk burayı beş kardeş türbesi olarak bilir. Burada
yatan kişinin Anadolu’nun fethi sırasında burada şehit düştüğü ve Kara Baba ile Ak
Baba’nın kardeşi olduğu söylenir. Halktan bazı kişilerin zaman zaman türbede yeşil bir
ışığın yandığını gördüğünü ifade etmiştir. Bunun yanında bazıları da türbede yatanın
kadın olduğuna inanır.

Colü Dede: Şarkışla’ya 35 km uzaklıkta Kale boğazı ile Yahyalı deresinin
birleştiği yerde, Alaman çermiğinin karşısındaki mezrada yatmaktadır. Anlatıldığına göre,
Battal Gazi’nin yakını olup Rumlar’la yapılan bir savaşta şehit düşmüştür.

Gülmez Baba ( Şeyh Ziya ): Şarkışla’ya bağlı Dikili Köyü’nün
kuzeydoğusundaki bir tepenin üzerindedir. Burası bir çocuk mezarlığıdır.Mezar, yaklaşık
2x7 m. boyutunda olup 1 m. kadar yüksek toprakla örtülüdür. Yan tarafında bir çeşme ve
etrafında meyve ağaçları bulunmaktadır. Halkın ifade ettiğine göre, burada yatan
Malazgirt zaferi sonrası Şarkışla yöresine gelip yerleşen Şeyh Ziya adında bir zattır. Kara
Baba ve Gemerek’te yatan Ali Baba bir söylentiye göre kardeşleridir.

Tekke: Şarkışla’ya bağlı Elmalı köyü mezarlığı içinde yaklaşık 60-70 m
2’
lik bir
alan içinde 3 m. yüksekliğinde, etrafı taş duvarla çevrili, üzeri açık bir mekan
bulunmaktadır. İçinde altı mezar vardır ve mezarların birisinden dolayı buraya “Tekke”
denilmiştir. Anlatıldığına göre burada yatan zat, Şarkışla ve civarının ele geçirilmesi
sırasında şehit düşen bir Horasan erenidir.

Şeme : Şarkışla’nın Saraç köyünde bulunan Şeme Dağı’nın üzerinde
yatmaktadır. Küçük kardeşinin de köyün kenarında yattığına inanılır. Bu bakımdan
kardeşi için toplama taşlardan oluşturulmuş sembolik bir mezar yeri yapılmıştır.
Haklarında pek bilgi yoktur. Halkın bildiği sadece Şeme Baba ve kardeşinin Anadolu’nun
fethi sırasında burada şehit düşen alp-eren olduklarıdır. Halk bu dağa karşı çok saygılıdır.
Oradaki ağaçlar asla kesilmez. Bunu yapan kendisini belâlardan kurtaramaz. İnsanlar, dua
ettikleri vakit Şeme Dağı’na döner ve ondan yardım isterler. Eskiden burada geceleri bir
ışığın yandığı nesilden nesle anlatılır. Her yıl haziran ayının üçüncü haftasında Şeme
dağında geniş katılımla törenler yapılmaktadır. Kurbanlar kesilir, yemekler yapılır, semah
dönülür, âşıklar deyişler söyler. İçki içilmez. Daha sonra yatır ziyaret edilir.


ULAŞ

Çamdede : Küpeli baba ve Karacalar tekkesindeki zatın kardeşidir. Mezarının
bulunduğu mevkide çam olduğunu söylerler. Buraya da dilek için gidilir. Ayrıca gelinin
ayağı açılması için ilk defa buraya veya Küpeli Baba’ya götürülür. Kurban keserler.
Ağaca bez bağlar, dilekte bulunurlar.

Gez Bel : Mezarı, Tecer Dağı üzerinde Sert Mahmut köyü arazisi içinde
bulunan ve Gezbel diye adlandırılan geçidin üzerindedir. Horasan’dan gelmiş ve
gayr-ı müslimlerle yapılan savaşta, burada şehit olmuştur. yatmaktadır.
Anadolu’yu irşat için Horasan’dan gelmiştir. Yorgun argın Tecer Dağına kadar
gelmiş ve orada uyumuştur. Uyandığında dağın ortadan yarıldığını görmüş. Orayı
mekan tutup gelene geçene yol göstermiştir. Anlatıldığına göre; iki Müslüman
ordunun savaşmasına tahammül edememiş, gözlerini kapamış günlerce ağlamıştır.
Ağladığı yerde göz yaşı sel olup Tecer dağından bir su kaynağı olup aşağılara
doğru akmaya başlar. Binlerce koyunun yününü buraya tıkayarak suyun akması
engellenir. Ancak su, bu defa Tutmaç köyü arazisinden çıkar. Bu suya İreyse
Pınarı denir. Yöre hakı tarafından kutsal sayılan bu suya giren bir çok cilt hastası
şifa bulur. Suyun çıktığı mağaranın içinden sesler gelir ve duvarından da damla
damla sular dökülür. Bu damlalar halkın inancına göre eren babanın gözyaşlarıdır.
Mezarı, eskiden ziyaret edilmekteyken bugün eski önemini yitirmiştir.

Hüseyin Dede Ziyareti: Çevirme köyü mezarlığında yatmaktadır.
Horasan geldiği rivayet edilmektedir. Sülalesi Arapoğulları olarak bilinir.

Küpeli Baba :
Üç kardeş olarak (bazı kişilere göre beş kardeş) Horasan’dan yola çıkmışlar,
dağları takip ederek Tecer dağına kadar gelirler. Burada dağın sona erdiğini görüp her biri
bir tarafa taş atar. Birinin taşı Tekke Köyü yakınlarına, biri Acıyurt Köyü’ne 3 km.lik
mesafeye, ötesinin ki ise, Küpeli Köyü sınırları içine düşmüş. Küpeli Baba’nın attığı taş,
“At oluğu” ismi ile tanınan çeşmenin karşısında ve yolun bitişiğindedir. Taşın 100 metre
yukarısında Acıyurt-küpeli köyü sınırında yatmaktadır. Bugün Küpeli-Acıyurt köyü yolu
o mevkiden geçirildiği için tamamen yok olmuştur. Eskiden buraya dilek için gelinirmiş.
Bugün üzerinden yol geçtiği için türbenin yeri kayıptır.

Karacalar Tekkesi : Küpeli Baba ve Çamdede’nin kardeşidir. Asıl adı
Mehmet’tir. Tekke köyü yakınlarındaki tekkeye şimdi “Karacalar Tekkesi” deniliyor.
Buraya sinir, felç hastaları getirilir. Kurban kesilir. Fakir kimseler ise tekke bekçilerine
para veya eşyalar verirler. Bir gece orada kalınır. Allah’a hamd ü senalarda bulunurlar.
Ertesi gün ayrılırlar.

Şeyh Mehmet : Türbesi Gümüşpınar köyündedir. Bu yöreye Horasan’dan gelen
yedi kardeşten birisidir. Diğer kardeşleri de civar köylerde ve arazilerde yatmaktadır.
Kardeşlerinden birisi de Kovalı köyü mezarlığında metfundur. Ne zaman yaşadığı
bilinmemektedir. Çobanlık yaptığı ve çeşitli kerametleri olduğu rivayet edilir.
Türbeyi,
akıl hastaları, dili tutulanlar ve felç olanlar ziyaret etmektedir.
Tecer Baba: Tecer dağının eteğindeki Tatlıcak gözesinin yanındaki türbede
yatmaktadır. Horasan’dan buraya gelip yerleşmiş bir Allah dostudur. Gözenin suyunun
soğuk ve tatlı olduğundan dolayı buraya Tatlıcak denmiştir. Suyun yanında bir ağaç
bulunmaktadır ve Tecer Baba’yı ziyarete gelenler ağaca dilek dileyip bez bağlarlar


YILDIZELİ

Akbaba : Akbaba, Kevgür Baba ve Küre Baba üç kardeş olup Horasan’dan
Tokat’ın Artova ilçesine gelirler. Burada üç ayrı yere taş atarlar.Akbaba’nın attığı taş
Yıldızeli’nin Akpınar köyünün 10 km. kuzeybatısına düşer.

Akkoca Sultan : Yıldızeli’nin Akkoca köyünde yatmaktadır. Anadolu’ya,
Horasan’dan üç kardeş ve bir arkadaşıyla gelmiştir. Kendisi şu anda yattığı Akkoca
köyüne, kardeşinin biri Zile’ye, diğeri Sapoğul’a, arkadaşı da Karalar köyünü makam
tutmuştur.

Kevgür Baba : Akbaba ve Küre Baba ile kardeştir. Horasan’dan Artova’ya gelip
burada taş atarlar ve Kevgür Baba’nın taşı Yoklaya (Çakraz) köyünün 9 km. uzağında
rakımı 1000 m. olan bir tepeye düşer ve Kevgir Baba buraya gelir. Tepede tek katlı iki
odalı bir bina vardır ve Kevgür Baba bu binanın içinde yatmaktadır. Mezar 3 m.
uzunluğunda 2 m. genişliğindedir. Gelenlerin oturması veya uyuması için minderler
konulmuştur. Binanı bahçesinde kavak ve ardıç ağaçları ile bir havuz, bir çeşme vardır.

Küre Baba : Akbaba ve Kevgür Baba ile kardeştir. Artova’dan attığı taş
Yıldızeli’nin Davulalan köyünün 15 km. batısındaki 1100 m yükseklikteki kayalıklara
düşer. Küre Baba da oraya gelir. Burada yattığı söylenmekle beraber kabrinin yeri belli
değildir. Eskiden perşembe günleri bu kayalıklarda bir ışığın yanıp söndüğünü rivayet
edilir.

Seyit Baba : Yıldızeli’nin Salavat (Erenler) köyünde yatmaktadır. Horasan üç
kardeş olarak (Seyit Baba, Şaban Dede, Çeltek Baba) bu yöreye gelirler. Şaban Dede ve
Çeltek Baba kendi adını taşıyan köyde yatmaktadır.

Şeyh Halil : Yıldızeli’nin şeyh Halil köyünde yatmaktadır. Türbesi, köydeki
caminin yanında olup kubbelidir. Türbede ayrıca kendisinden başka üç çocuğunun ve
hanımının da kabirleri bulunmaktadır.


ZARA

Bahar Şeyh: Türbesi Zara’nın Bahar köyündedir ve Şeyh Merzuban’ın
mürididir. Bir söylentiye göre Şeyh Merzuban ve Fakı baba ile kardeştir.

Elma Baba : Küpeli Baba ve Kızıl baba’nın kardeşidir. Akören köyünde
yatmaktadır.

Emir Baba : Horasan erlerindendir. Kabri Zara’nın Akören köyünün
kuzeyindedir. Yanında bir çeşme vardır.

Huğ Baba : Horasan erenlerinden olup Zara’nın Karacahisar köyü yakınlarındaki
Huğ tepesindedir.

Kara Yakup Baba : Zara’nın Eymir köyünde yatmaktadır. Horasan
erenlerindendir. Şeyh Merzuban’ın müritlerindendir.

Kesmen Baba ve Kepez Baba: Kabirleri Zara’nın Kurucâbât ve Eymir köyleri
arasındadır. Halkın inancına göre Horasan’dan gelmişlerdir. Anlatıldığına göre, Kepez
Baba’nın yanındaki ardıç ağacı, şehit olduğunda kanının aktığı yerde filizlenmiş ve
bugüne kadar gelmiştir.

Kınalı Gazi : Zara’nın Akören köyünde Osman Çekirdek’in evinde medfundur.
Yattığı yer kesin olarak bilinmemektedir.

Kızıl Baba: Küpeli Baba ve Elma Baba’nın kardeşidir. Akören köyünde
yatmaktadır. Türbenin etrafında hâlâ askeri mevzilerin izleri bulunmaktadır. Kimi zaman
geceleri türbesinde ışık yandığı rivayet edilir.

Koşa Baba : Kabri Zara’nın Eymir köyü yakınlarındadır. Kabrinin yakınlarında
kayalıklardan çıkan su şifalı ve kutsal olarak bilinir.

Kuşçu Hasan Dede : Türbesi Zara’nın Kuşçu köyündedir. Şeyh Merzuban’ın
müritlerindendir. Kuşların dilinden anladığına inanılır. Suçluklu sarayında kuşçubaşılık
yapmıştır. Hasan Dede, Zara’ya geldiğinde uçurduğu kuşların şimdiki Kuşçu köyü
arazisine konması dolayısıyla oraya yerleşmiş ve köyün temellerini atmıştır. I. Alaeddin
Keykubat, köyde onun adına bir cami yaptırmıştır. Caminin kitabesinde “Hasan-ı
Selçukiyye Mülkü” yazılıdır. Cami Yavuz Sultan Selim zamanında tamir edilmiştir.

Küpeli Baba : Akören köyünün yanı başındaki tepede yatmaktadır. Kızıl Baba
ve Elma Baba ile kardeştir. Üç kardeş, Kösedağ Savaşına katılmış, bulundukları köyde
Pontus Rumlarıyla çarpışmışlardır.

Osman Gazi : Kösedağ savaşında şehit düşen Horasan erenlerindendir. Zara’nın
Kızık köyünde yatmaktadır. Köse Süleyman, Fatma Ana ve Şemsi Ana ile kardeş olduğu
söylenir.

Pir Gökçek: Şeyh Merzuban Veli ve İmranlı’da yatmakta olan Cogi Baba’nın
kardeşi olduğu söylenir. Kabri, Zara’nın Akdeğirmen ve Bağlama köyü arasındaki bir
dere içindedir. Önceleri türbenin üstü açıkken, yakın zamanda köylüler tarafından
örtülmüştür. Alevi ve Sünni inanca sahip her kesimden insanın ziyaret etmektedir. 25-30
yıl öncesine kadar mart ayının ilk üç çarşambasında törenler düzenlenerek ziyaret
gerçekleştirilmekteydi.

Şeyh Merzuban Veli: Horasan erenlerindendir ve soyu Peygamberimize dayanır.
Türbesi, Zara’ya 5 km. uzaklıkta olan Tekke köyündedir. Halkın inancına göre Şeyh
Merzuban, Zara’nın manevi koruyucusudur. Bu bakımdan 700 yıldır, dertlerine şifa
arayanlar ve çeşitli muradı olanlar hep ziyaret ede gelmiştir.


Sivas’ta Yatmakta olan Horasan Erenlerinin Özellikleri

Anadolu’nun manevi mimarlarından olan erenler birtakım veçheleriyle
kendilerini göstermektedirler. Bunları şöyle sıralayabiliriz.
Erenlerin yanı sıra, içlerinde Köse Süleyman ile Osman Gazi’nin kardeşleri olan
Fatma Ana, Şemsi Ana gibi “Bacıyan-ı Rum”dan olan ulu kişilerin olması da dikkat
çekicidir.
Diğer taraftan, Ali Baba, Bakır Baba ve Çiçekli Baba gibi (üç kardeş) zatların
mezarları olmamakla beraber yattığına inanılan yer kutsal sayıldığını da söylememiz
gerekir.
Yatırlar, bilindiği gibi halkın gönlünde yer alan, saygı duyulan zatlardır. Gerek
belli bir inanca sahip oluşları, gerekse gösterdikleri kerametler, onların gönüllerde yer
tutmasına kafi gelmiştir. Halkın nezdinde onlar, çoğunlukla bulundukları yörenin manevi
koruyucusudur ve o civarı yangın, deprem, sel gibi felâketlerden koruyan zatlardır. Hatta
onlara verilen yücelik bazen olağanüstü boyutlara ulaşır. Söz gelişi; kabirleri 5-6 m. hatta
daha fazla uzunluğa varacak cesamettedir (Gazi Baba).
Horasan erenlerine ait yatırların çoğu bugüne kadar bilgi yolu ile gelmiştir. Ne
var ki, nicesinin de yerleri kaybolmuş, bir kısmı kutsal bölge olarak zihinlerde kalmıştır.
İşte bu tip olanlardan bazı erenler, kişilerin rüyalarına girerek yerlerini belli etmişler.
Hatta bu rüya bazen birkaç kere vuku bulmuştur. Rüyada görülen yer eşildiğinde
gerçekten de orada bir kişiye ait cesedin olduğu müşahede edilmiştir. Sivas yöresinde de
bu tarz örnekler karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan bazılarını şöyle örnekleyebiliriz:
Coruğun Ocağı (Ebu Kays Haşhaşî): Göğsünde kan izi olduğu halde bazı
insanların rüyalarına girerek kendisini tanıtmıştır.
Kevgür Baba: Akbaba ve Küre Baba ile kardeştir. Yeri, bir rüya sonrası tespit
edilmiştir. Tokat’ın Artova ilçesinden bir kız Kevgür Baba’yı rüyasında görür. Kevgür
Baba, elinde kılıcı olduğu halde suyun içinde yatmaktadır ve kendisini buradan
çıkarmalarını ister. Kızın rüyası üzerine buraya gelinir ve kazılır. Gerçekten de elinde
kılıcı ile Kevgür Baba burada yatmaktadır. Çok uğraşırlarsa da elinden kılıcı alamazlar.
Burayı inşa ederler.
Kınalı Gazi: Kabrinin bulunduğu yere çöp dökülmüş, o da bir kişinin rüyasına
girerek; “20 yaşımda bir haftalık evliyken ellerimin kınasıyla buradaki savaşa geldim.
Üstüme çöp dökmekten haya etmiyor musun?” demiştir.
Yatırların varlığı, yörede onomastik açıdan da önemlidir. Çocuk sahibi
olunduğunda yatırın ismine binaen aynı isim yahut onun büyüklüğüne uygun isim
konulur.
Davullu Dede’yi ziyarete gelen anne adayının boynuna bir yular takılır. Kadın taş
yığınlarının etrafını sekiz-on defa dolanır. Şayet oğlu olursa adını genellikle Kaya, kızı
olursa Satı kor.
Garip Musa ziyareti sonrası doğan erkek çocuklara Musa, kız olursa adı Dilek
yahut Sultan konulur.
Diğer taraftan halk yöresinde önemsemiş olduğu yatıra onun özelliğinden dolayı
isimler kor. Sözgelişi; dilekleri çabuk yerine getirdiği için Tezveren Baba, yahut kabrin
başında bir ardıç ağacı bulunduğundan Ardıç olarak isimlendirebilmiştir.. Bu ağaca çivi
çakılıp bez bağlandığı için “Mıhlı Ardıç” olarak da bilinmektedir.
Buna benzer ad vermelerin diğerlerini de şöyle sıralayabiliriz:
*Horasan’dan yola çıkan üç kardeş Divriği’nin Yağıbasan köyüne gelir. Burada
bir sebepten dolayı aralarında anlaşmazlık çıkar. Birisi kaçıp gider ve bu yüzden adı
Kaçak olur. Diğeri küsüp köyün güneyindeki bir tepeye gider; ona da Küsme derler.
Üçüncüsü de bir ağacın altında kaldığı için adı Garip Ardıç olur.
*Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den nasip alan Musa, oradan ayrılırken, Hünkâr
kendisine “Git Musa’m git, Divriği topraklarına git. Garip kalasın.” dedikten sonra adı
Garip Musa olur.
*Bazıları Koca Haydar’ı, Sultan’a şikâyet eder. Genç olarak girdiği zindandan
yaşlanmış ve ak saçlı olarak çıkar. Hünkâr Hacı Bektaş’ın yanına gider. Hünkâr, ona;
“Haydar, kocamışsın.” der. Adı artık Koca Haydar olur.
*Yaşadığı yer İpek Yolu üzerinde olduğundan, buradan geçenlere et ikram edip
kendisi yemediği için kendisine Etyemez Baba denilmiştir.
*Seyit Baba, Rumlarla yapılan savaşta ağır yaralanır, salavat getire getire yattığı
tepeye kadar çıkar ve orada şehit olur. Bu tepeye de Salavat Tepesi denir.
*Kulağına “mengüş” taktığı için Küpeli Baba olarak tanınmıştır.
*Horasan’dan gelen kırk veli, önce bir dağa gelip bu dağdan Anadolu’nun
muhtelif yerlerine giderler. Sözkonusu dağın adı Kırklar dağı olarak kalır.
Ad verme kısmına son vermeden önce şurasını da söyleyelim ki, Horasan erenleri
içinde birçoğunun isimleri dikkatimizi çekmektedir. Bunlar, erenlerin özel durumlarına
(Etyemez Baba, Davullu Dede, Küpeli Baba), yaptıklarına (Tezveren Baba, Çoban Baba),
kerametlerine (Bahar Şeyh) göre verilmiş isimlerdir.
Erenlerin yörede etkilerinden dolayı bazen deyim ve beddua gibi yeni sözlerin
ortaya çıktığı da bilinmektedir. Sözgelişi, Akçakışla ve çevresindeki Colü Dede’den
dolayı “Kara Colü’nün kılıcı, boynundan geçsin. Kalbine vursun.” gibi ifadeler bu tarz
sözlerdendir.
________________________________________
Horasan’dan gelen Anadolu erenleri keramet sahibi insanlardır. Aradan geçen
900 seneye rağmen halkın nesilden nesle anlattığı kerametler, hep onlara olan inancı
sıcak tutmuş, böylelikle halkın üzerinde biraz daha etkili olmalarını sağlamışlardır. İşte
bunlardan tespit edebildiklerimiz:
Bahar Şeyh: Soğuk kış mevsiminde Alakilise köyündeki zengin Rum’dan saman
istenmesi, Rum’un Bahar şeyh’in kızına karşılık saman verebileceği şart koşması,
çaresizlik içinde kalan baba ve kızın sabaha kadar ibadet edip Allah’a yalvarmaları
sonucu karakışın kalkıp etrafın yeşermesi kerametinden dolayı kendisine Bahar Şeyh
denilmesi nesilden nesle anlatılır.
Bahattin Baba: Belh’ten Kerbela’ya gelir. Hz. İmam Hüseyin’in makamını
ziyaret eder. Şam’ın evliyaları ve Rum’un erenleri ve Horasan pirleri, cümle erenler-
veliler ordadır Orada bir sofra açar ve evliyalığını izhar eder. Şam’ın evliyaları ve
Rum’un erenleri ve Horasan pirleri, cümle erenler-veliler ordadır. Veliler, Bahattin
Baba’yı imtihan etmek ister. Bahattin Baba’nın bir geyik yavrusu ile doksan bin evliyayı
doyurmasını söylerler. Bahattin Baba, Kerbela’ya nazar kılar. Bir geyik yavrusunun
meleyerek doğruca Bahattin Baba’nın yanına geldiğini görürler. Yavru, Allah’ın izniyle
dile gelir: “Beni kurban eyle, evliyaların kursağına nasip olayım” der. Bahattin Baba,
hemen tekbir alıp kuzuyu kurban eder. Ateşsiz ve susuz olarak kurbanı pişirir. Doksan bin
evliyaya taksim edip yedirir. Hepsini doyurur. Sonra Bahattin Baba, geyik kuzusuna dua
eder. Veliler sonra bakarlar ki, kuzu tamam duruyor. Kuzu dirilip Kerbelâ çölüne gider.
Bahattin Baba: Yenilen kuzuyu eski haline getirmiştir.
Çamdede: Acıyurt Köyü’nden birisi Çamdede’ye gidip epeyce çam kesmiş ve
köyüne getirmiş. Getirdiği çamlarla yaptığı evin üstünü örtmüş. Evin inşasını müteakip
yattığı ilk gece ev çökmüş ve içindekilerin hepsi ölmüşler.
Çıngır Baba: Atını kaybeden Deli Mehmet (Sepetoğlu) adındaki bir kişi, yorgun
argın mezarın başına gelir ve dua edip uykuya dalar. Rüyasında Çıngır Gazi, atının
yanında olduğunu müjdeler. Atına kavuşan Deli Mehmet mezarın etrafını çevirir.
Çoban Baba: Tayy-i mekan sahibidir. Hac’da olan ağasına, sıcak helva götürür.
Etyemez Baba: Kore ve Kıbrıs savaşında, Etyemez Dağı’ndan düşmana sürekli
top attığı rivayet edilir.
Garip Musa: Tahta kılıcıyla alay eden bir Ermeni kalaycının eşeğini ikiye biçer.
Ermeni pişmanlık duyar ve yalvarmaya başlar. Bunun üzerine Garip Musa dua eder. Eşek
dirilip ayağa kalkar.
Gez Bel: Anlatıldığına göre; iki Müslüman ordunun savaşmasına tahammül
edememiş, gözlerini kapamış ve bir daha da açmamıştır. Ağladığı yerde sel gibi su
yürümüş. Binlerce koyunun yününü buraya tıkayarak suyun akması engellenmiştir.
Köse Süleyman: Kösedağ savaşında (1243) Selçuklu komutanı olarak çarpışmış
ve şehit düşmüştür. Savaşa, bir ateş topu halinde girdiği söylenir.
Müstecap Şeyh: Akkoyunlu hükümdarı seferdeyken şimdi Kılıçkaya Barajı suları
altında kalan Karadirek çayırlığında karargâh kurar. Halka; “Benim ordumu kim
doyuracak?” der. Onlar da mağaranın bulunduğu yeri göstererek; bunu orada yaşayan
zatın yapabileceğini söylerler. Hükümdar askerlerini gönderir. Müstecap Şeyh; “Siz
gidin, ben gelirim.” der. Askerler kendileriyle beraber gelmelerini söyleyip, şeyhe eziyet
ederler. O da bunun üzerine “Batasıcalar.” der. Askerler, giderken atlarıyla birlikte
çamura batarlar. Şeyhe yalvarırlar, o da bunları kurtarır. O mıntıkadan bir su çıkar. Şeyh;
“Bu su uyuz hastalığını iyi etsin.” der. (Halk, bugün burayı uyuz tedavisinde
kullanmaktadır.) Müstecap Şeyh biraz yemek ve bir kuzu ile orduyu doyurur. Kuzunun
kemiklerini tulumun içine doldurup dua eder. Kuzu tekrar canlanır, silkinip yürümeye
başlar. Askerlerden birisi kemiğini vermediği için, kuzu topallamaya başlar. Olup biteni
sihir olarak niteleyen hükümdar, Şeyh’i ağaca bağlatıp etrafına odun yığdırır ve ateşe
verir. Ancak ağacın dibinden bir su çıkıp ateşi söndürür. Bunların keramet olduğuna
kanaat getiren hükümdar ondan özür diler ve dilekte bulunmasını ister. Şeyh de;
köyünden öşür alınmamasını ve köyüne ahşana açılmasını talep eder. Hükümdar ;
“Müstecapsın.” diyerek isteklerini yerine getirir. Bundan dolayı kendisine “Müstecap”
denilir. Şeyh, daha sonra çıkan savaşta şehit olur. Mezarı melikşah türbesinin
bahçesindedir.
Şeyh Çoban: Savaş olduğunda yanındaki tokmak kaybolur, savaş bitiminde kanlı
olarak geri gelir.
Şeyh Halil: Bu yöreye Horasan’dan gelmiştir ve Selçuklu beylerindendir.
Rumlarla yapılan savaşta kafası kesilir, ancak o kafasını yerden alır, savaşa savaşa
şimdiki türbenin bulunduğu yere kadar gelip burada şehit olur.
Şeyh Merzuban Veli: Şarabı, yağ ve bal etmiştir.
Daha ziyade menkıbelerde rastladığımız don / şekil değiştirme hadisesi ermiş bir
kişinin turna, güvercin, doğan, geyik, yılan, balık veya ejderha gibi hayvanların şekline
girmesi şeklinde tezahür eder. Ahmet Yesevi'nin turna Hacı Bektaş Veli’nin, güvercin,
Doğrul Baba ve Abdülkadir Geylanî'nin doğan, Abdal Musa’nın da geyik donuna
girdiğini bilmekteyiz.
Bu tarz bir örneğe Divriği’de yatmakta olan Koca Saçlı kıssasında da
rastlamaktayız. Koca Saçlı, sırayla geyik, kuş ve ak sakallı derviş donuna girmiştir. Erikli
köyündeki Fıdıl Baba Dağı’nda geyik donunda yaşayan Koca Saçlı’nın boynuzları altın
yaldızlı olup pırıl pırıl parladığı anlatıla gelmiştir. Kendisini vurmak isteyen avcıyı uzun
müddet arkasında dolaştırmış ve birden geyik donundan kuş donuna girmiştir. Uçup bir
kilisenin çatısına konmuş, burada da silkinip ak sakallı bir olmuştur. Keşişlere kendisini
Hacı Bektaş Veli’nin gönderdiğini söylemiş bilahare onları Müslüman etmiştir.
Horasan erenlerinin bir kısmı kardeşleriyle veya aynı inanca sahip arkadaşlarıyla
birlikte bu topraklara gelmişlerdir. Genellikle, şeyhlerinin yahut kendilerinin bir yere
geldikten sonra farklı yönlere iri taşlar atarak onların düştüğü yerleri kendilerine mekan
tutmuşlardır. Acaba bunların kardeş olarak Anadolu’ya gelişleri gerçek midir, yoksa
halkın yakıştırması mıdır? Bunun cevabını vermek şu an için mümkün görünmemektedir.
Şu kadarını söyleyebiliriz ki, halk kendi civarında olan ve baba yahut pir olarak nitelediği
şahıslar arasında bir yakınlık kurma yoluna gittiği şüphesizdir. Buna sebep olarak da;
toplum üzerinde onların daha tesirli ve güçlü olması kanaatinin uyanmasını düşünebiliriz.
Nitekim Davullu Dede, Ali Baba aynı şahıs başkalarıyla birlikte kardeş gösterilebilmiştir.
Bunları sayılarına göre şöyle gruplandırabiliriz:

İki kardeş: Şeme ve adı bilinmeyen kardeşi.

Üç kardeş:
Çeltek Baba, Seyit Baba, Şaban Dede.
Garip Ardıç, Küsme, Kaçak.
Çiçekli Baba, Ali Baba, Bakır Baba.
Müstecap Şeyh, Dindar Şeyh, Bereket Şeyh.
Gülmez Baba (Şeyh Ziya), Kara Baba, Ali Baba.
Çamdede, Küpeli Baba, Karacalar Tekkesi.
Akbaba, Kevgür Baba, Küre Baba.
Seyit Baba, Şaban Dede, Çeltek Baba.
Elma Baba, Küpeli Baba, Kızıl Baba.

Dört kardeş:
Köse Süleyman, Osman Gazi, Fatma Ana, Şemsi Ana.
Akkoca Sultan, üç kardeş ve bir arkadaşıyla bu yöreye gelmiştir.

Beş kardeş:
Davullu Dede, Karacalar Tekkesi, Kevgir Baba, Turna Dağı Ziyareti, Damıl
Baba.
Arap Dede, Boz Dede, Ebu Kays Haşhaşî, Küpeli Baba, Davullu Dede.
Beş Kardeş olup bu kardeşlerden Kara Baba ile Ak Baba olduğu bilinmektedir.

Yedi kardeşBahattin Baba, gelen yedi kardeşten birisidir
Ardıç (Muhammed Bekira), yedi kardeşten birisidir.
Şeyh Mehmet, Horasan’dan Anadolu’ya yedi kardeş olarak gelmişlerdir.

Kırk eren
Horasan’dan gelen kırk veli, önce Kırklar Dağı’na gelir.

ZİYARET SEBEPLERİ

Türbeleri ziyaret etme pek çok sebebe dayanır. Başta hastalar götürülmekle
beraber, bahtının açılmasından başarılı olmayı murat edenlere kadar nice insanın gittiği
yerlerdir. Dilek ve icraatlarında samimidirler. Buralara gidenler, biraz sonra ele
alacağımız gibi birtakım pratikler yaparlar. Olumlu sonuç alanlar, aynı istek veya
rahatsızlıkta olanlara burayı şiddetle tavsiye ederler.
Tespit ettiğimiz ziyaret sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Felçli hastalar: Arap Dede, Çeltek Baba, Davullu Dede, Lokman Baba,
Coruğun Ocağı, Coği Baba, Haydar Baba, Etyemez Baba, Beş Kardeş, Colü Dede,
Gülmez Baba (Şeyh Ziya ), Karacalar Tekkesi, Şeyh Mehmet, Akbaba, Kevgür Baba.
2. Çocuk sahibi olmak isteyenler : Arap Dede, Coruğun Ocağı, Topakkaya, Coği
Baba, Haydar Baba, Ali Baba, Bakır Baba, Çoban Baba, Tezveren Baba, Ardıç
(Muhammed Bekira), Köse Süleyman, Beş Kardeş, Colü Dede, Kevgür Baba.
3. Yağmur duası için : Arap Dede, Davullu Dede, Kumlu Baba, Ali Baba, Bakır
Baba, Çiçekli Baba, Çoban Baba, Felfan Baba, Küre Baba.
4. Akıl ve ruh hastaları : Arap Dede, Davullu Dede, Ardıç (Muhammed Bekira),
Tekke, Şeyh Mehmet.
5. Saralı hastalar : Çeltek Baba, Topakkaya, Coği Baba, Tekke, Kevgür Baba.
6. Vücudunda ağrısı, sızısı olanlar : Çeltek Baba, Ali Baba, Felfan Baba, Akbaba.
7. Yolculuğa çıkanlar : Davullu Dede, Gazi Baba, Haydar Baba, Şeyh Bahattin
Bayram Dede.
8. Adak sahipleri : Lokman Baba, Coği Baba, Şeyh Bahattin Bayram Dede,
Akbaba.
9. İşinde başarılı olmak ve çocuk sahibi olmak isteyenler : Şeyh Çoban.
10. Geçim sıkıntısı çekenler : Coruğun Ocağı.
11. Ağzı dili tutulanlar : Coruğun Ocağı.
12. Sevdiklerine kavuşmak isteyenler: Garip Musa, Tezveren Baba, Kevgür Baba.
13. Bahtı kapalı kızlar: Coği Baba, Ali Baba, Bakır Baba, Çoban Baba, Etyemez
Baba, Tezveren Baba.
14. Uykusuzluktan şikâyet edenler: Haydar Baba.
15. Sütü gelmeyen kadınlar: Bakır Baba, Tezveren Baba
16. Cilt hastaları: Bakır Baba, Çoban Baba, Colü Dede, Küpeli Baba
17. Çiçek (şap, boçça) hastalığına tutulan koyunlar: Bakır Baba, Çoban Baba
18. Baş ağrısı olanlar: Bakır Baba.
19. Nazar, sihir ve büyünün bozulması için Bakır Baba, Çoban Baba.
20. Düşük yapan yahut zor doğum yapan kadınlar: Çiçekli Baba,
21. Birtakım niyeti olanlar : Çoban Baba.
22. Yaramaz çocuklar ve rüyasında ağlayan çocuklar : Çoban Baba, Kevgür
Baba.
23. Geç yürüyen, peltek konuşan çocuklar : Kevgür Baba.
24. Uykusunda ağlayan çocuklar : Etyemez Baba.
25. Kaza geçirenler : Etyemez Baba.
26. Kötü rüya görenler : Etyemez Baba.
27. Korkanlar: Etyemez Baba.
28. Nazardan ve hasetten korunmak isteyenler : Etyemez Baba.
29. Ekinlerin yangın ve haşarattan salim olması ve ürünün bereketli olması için:
Felfan Baba.
30. Boğmaca hastaları ve öksürüğü olanlar : Bakır Baba.
31. Böbrek hastaları: Bakır Baba.
32. Hıdırellez şenlikleri için: Felfan Baba.
33. Aile geçimsizliği olanlar: Felfan Baba.
34.Baharın erken gelmesi için : Tezveren Baba.
35. Sıtma hastaları: Tezveren Baba.
36. Sıkıntılı ve huzursuz olanlar: Tezveren Baba.
37. Cin çarpanlar: Gülmez Baba (Şeyh Ziya ).
38. Askere gidecek gençler: Çoban Baba, Kevgür Baba, Şeyh Halil.


ZİYARET SIRASINDA YAPILANLAR

Türbe ziyaretleri birtakım uygulamaları da beraberinde getirir. Samimiyetiyle
okunan dua veya sureler yeterli değildir. Temeli Şamanizm inancına kadar giden ve
doğrudan taş, su ve ağaç kültüyle ilgili bazı pratiklerin yapıldığı da bir gerçektir. Aşağıda
da örneklerle ele alacağımız gibi Şamanizmin bakiyesi olarak gördüğümüz bu inanç ve
davranışlar, İslamî bilgi ve inançla bütünleşmiş olarak kendisini göstermektedir.
Ziyaret sırasında ve sonrasında yapılan uygulamalarla ilgili tespitlerimiz
şunlardır.
*Türbenin yakınındaki soğuk suda yıkanıp aptes alır, camide yatarlar. (Çeltek
Baba)
*Yola çıkanlar, yolculuğun sağlıklı geçmesi için yanlarına türbeden bir taş alır,
döndüklerinde tekrar buraya bırakırlar. (Davullu Dede, Gazi Baba)
*Kesilen kurbanlar, ziyarete gelenlere dağıtılır, yemekler yenilir. Ziyaret sonrası
çocuk sahibi olup da adağını yerine getirmeyenlerin çocuklarının öldüğüne inanılır. (Coği
Baba)
*Elips şeklinde bir taş vücudun ağrıyan bölgesine sürülerek şifa aranır. (Coği
Baba)
*Çeşitli rahatsızlığı olanlar dua edip türbenin etrafında üç kere dolanırlar. (Gazi
Baba)
*Türbe duvarına taş tutturulur. (Lokman Baba)
*Dileğine kavuşanlar türbede kurban keser. (Lokman Baba)
*Çeşitli istekleri olanlar ziyaret eder ve genellikle horoz keserler. (Boz Dede,
Davullu Dede)
*Dilek dileyip yıldırım düşmesi sonucu yan yatan ağacın altından geçmeye
çalışır. (Haydar Baba)
*Anne adayının boynuna bir yular takılır. Kadın taş yığınlarının etrafını sekiz-on
defa dolanır. (Davullu Dede)
*Çocuk sahibi olmak isteyenler, sütü az olan kadınlar tepeden alınan küçük
taşları buraya bırakıp üç gün sonra alarak yattığı yatağın altına kor. (Ali Baba)
*Bahtı kapalı kızlar, bir çobana mendil verip çobanın mendille birlikte tepeyi
yedi kere dolanmasını, daha sonra mendili bir erkek çocukla kendine göndermesini ister.
(Ali Baba)
*Kısmeti açılmayan kızlar Perşembe günü ziyaret ederek “Kabrine geldim.”
deyip toprağı yalayıp dilek dilerler. (Tezveren Baba)
*Yağmur duası yapılacağı zaman yerden alınan bir avuç toprak suya atılır. (Bakır
Baba)
*Yağmur duasına çıkmadan önce ziyaret edilip üç İhlas bir Fatiha okunur.
(Çoban Baba)
*Çiçek (şap, boçça) hastalığına tutulan koyunların tedavisi için tepedeki toprak
ve su karıştırılıp tuz taşlarının üstüne dökerek yalamaları sağlanır. (Bakır Baba)
*Çiçek hastalığına yakalanan koyuna, şifa bulması için mezardan alınan toprak
tuza katılarak yedirilir. (Çoban Baba)
*Bahtının açılmasını isteyen kızlar, kuşburnu ağacına bezler bağlayıp kuyudaki
sudan alıp yere dökmeden içerler. (Bakır Baba)
*Baş ağrısı, öksürüğü olanlar, boğmaca ve böbrek hastaları hastaları kuyunun
suyundan sabah akşam içerler. (Bakır Baba)
*Nazar, sihir ve büyünün bozulması için burada mum yakılır, bez bağlanır ve
buradan alınan toprak evin giriş kısmına ve muhtelif bölümlerine serpilir. (Bakır Baba)
*Çiçek (şap, boçça) hastalığına tutulan koyunların tedavisi için tepedeki toprak
ve su karıştırılıp tuz taşlarının üstüne dökerek yalamaları sağlanır. (Bakır Baba)
*Yaramaz çocuklar ve rüyasında ağlayan çocuklar mezarın yanına yatırılır,
bunlardan kurtulması için dua edilir. Toprak bir miktar alınıp muska şekline getirilip
çocuğun boynuna asılır. (Çoban Baba)
*Rüyasında ağlayan çocuklar getirilip mezarın yanına boylu boyunca yatırılır.
Buradan alınan toprak muska şeklinde bir beze sarılıp çocuğun boynuna asılır. (Kevgür
Baba)
*Geç yürüyen, peltek konuşan çocuklar getirilip üç veya yedi gün tok karnına
türbenin toprağı yalatılır. (Kevgür Baba)
*Çocuk sahibi olmak isteyenler, sütü gelmeyen kadınlar mezarın yanındaki
kuşburnu ağacına bez bağlar. Horoz, tavuk veya hindi gibi hayvanlar kesilip kanı akıtılır.
(Çoban Baba)
*Çocuğu olmayanlar, sütü az olan kadınlar tepede bulunan kuşburnu ağacına
dilek dileyip bez bağlarlar, yatır olarak kabul edilen taş yığınına taş tutturmaya çalışırlar,
dönerken yanlarında getirdikleri suyu 21 gün sabah-akşam aç karnına içerler. (Bakır
Baba)
*Çocuğu olmayan kadınlar sembolik olarak bezden yaptıkları bebeği mezarın
üzerine koyup bebek murat ederler. (Tezveren Baba)
*Çocuk sahibi olmak isteyenler mum yakıp bez bağlarlar. Türbe civarından
toprak alıp diğer altı ziyaret yerinden alınan toprakla karıştırılıp bir suya konulur ve 3-20
gün arasında bu su ile yıkanılır. (Felfan Baba)
*Çocuk sahibi olmak isteyenler, felçli olan hastalar, cilt hastası olanlar, uyuzlar,
gicimikler ve farklı dilekleri olanlar ziyarete gelir. İki rekat namaz kılar, sandukayı yalar,
bir miktar toprak yer; dua eder. (Colü Dede)
*Çocuk sahibi olmak isteyenler bir gece yatıp evlerine dönerken bir avuç toprak
alıp bunu on gün boyunca yapılan yemeklere katar, bir kısmını da muska şeklinde
hazırlayıp boyunlarına asar. (Kevgür Baba)
*Cilt hastası çeşmeden su içer ve doldurulan su ile aptes alır. (Çoban Baba)
*Kabrin üzerinde bulunan büyük taşın kuzey tarafındaki boşluktan alınan “ısırgı”
toprak, suda eritilerek cilt hastalıklarının ve hayvanların memelerindeki hastalıkların
tedavisinde kullanılır. (Küpeli Baba)
*Nazardan korunmak, tarladan bol ürün almak için mezardan alınan toprak eve
ve tarlaya sepilir. (Çoban Baba)
*Mezar toprağını muska şeklinde sarıp üzerinde taşıyana kurşun işlemez, onu
yılan sokmaz. (Etyemez Baba)
*Nazardan ve hasetten korunmak için, mezar toprağı muska şeklinde yapılıp ev,
ahır ve ağılın girişine konur. (Etyemez Baba)
*Mezarın yanındaki taşlara, dilek dileyip taş tutturulur. (Etyemez Baba)
*Kaza geçirenler, kötü rüya görenler ve bahtının açılmasını isteyenler ziyaret
ederler. (Etyemez Baba)
*Felçliler, korkanlar, uykusunda ağlayan çocukların gömlekleri mezarın yanına
yatırılır, yanına bir helke su konurdu. Hasta üç veya yedi gün güneş aşarken mezara
getirilir, burada bırakılan gömlek tekrar o kişiye giydirilirdi. Amaca ulaşıldığında
kurbanlar kesilirdi. Bu uygulama bugün yapılmamaktadır. (Etyemez Baba)
*Sızı, felç ve yel gibi rahatsızlıklardan kurtulmak için ziyaret edilir; oradan
alınan bir miktar toprak evde yemeklere katılır. (Felfan Baba)
*Saralı ve felçli hastalar burada bir gece yatırılır, türbede mum yakılır. (Kevgür
Baba)
*Sinir, felç hastaları için kurban kesilir. Fakir kimseler ise tekke bekçilerine para
veya eşyalar verirler. Bir gece orada kalınır. Allah’a hamd ü senalarda bulunurlar. Ertesi
gün ayrılırlar. (Karacalar Tekkesi)
*Ağrı ve sızısı olanlar buraya gelip yuvarlanır. (Ali Baba)
*Baharın erken gelmesi için, kabrin üzerindeki kar atılır. (Tezveren Baba)
*Sıtma hastaları mezarın ayak ucundan alınan toprakla vücudunu ovalar.
(Tezveren Baba)
*Sütü gelmeyen kadınlar mezara gidip mum yakar, mezar toprağını öptükten
sonra mezardan bir miktar toprak alıp bunu banyo suyuna katarak o su ile bir hafta
yıkanır. (Tezveren Baba)
*Sevdiklerinden ayrı olanlar onlara kavuşmak için mezar civarındaki kuşlara yem
atar ve onlara kavuşmayı murat eder, kuşlarla da onlara selâm gönderir. (Tezveren Baba)
*Askere gidecek olan gençler ziyaret edip, toprağı muska şeklinde yapıp boynuna
asarlar. (Kevgür Baba)
Askere gidecek olanlar buraya gelip iki rekat namaz kılarlar ve türbedeki
örtülerden küçük bir parça kesip yanlarına alırlar. (Şeyh Halil)
*Sevdiklerine kavuşmak isteyenler, türbenin duvarına sevdiğinin ismini yazıp
kalp içine alır. Türbenin üzerine vuslat için yatıp dua eder. (Kevgür Baba)
*Çeşitli istekleri olanlar ziyaret eder ve genellikle horoz keserler. Yattığı yerin
etrafındaki taşlar kutsal sayılır ve uğur olarak yanında bu taşlardan bulundurur. (Boz
Dede)

SONUÇ

Yukarıda anlatılan çerçevesinde Sivas yöresinde yatmakta olan Horasan’dan
gelmiş zatlarla ilgili olarak ulaştığımız sonuçları şöyle sıralayabiliriz.
1. Horasan’dan Anadolu’ya gelen erenlerin içinde Sivas’ta faaliyet göstermiş
olanların sayısı oldukça fazladır ve bizim tespit ettiğimiz, bu tipteki veli sayısı 66’dır.
2. Veliler, kişilik ve manevi yapı itibariyle çeşitli özelliklere sahiptirler Pek çoğu
eren olmakla beraber içlerinde alp-eren (Cölü Dede, Garib Musa, Kevgür Baba, Şeyh
Çoban…) ve Anadolu Bacısı (Fatma Ana, Şemsi Ana) olan kimseler de vardır.
3. Erenler, bulundukları bölgenin manevi koruyucusudur ve o civarı yangın,
deprem, sel gibi felâketlerden korurlar.
4. Yattığı yeri kaybolmuş olan bazı veliler kişilerin rüyalarına girerek yerlerini
belli etmişler. (Coruğun Ocağı, Kevgür Baba, Kınalı Gazi)
5. Yatırlar, bulundukları bölgede kişilerin ad almalarında ve birtakım söz
kalıplarının ortaya çıkmasında da rol üstlenirler.
6. Keramet sahibi kişilerdir. Erenler, kerametleri sayesinde manevi güçlerini
sergileyerek halk nezdinde itibar ve güç kazanmışlar, bunun yanında halkın inancının
sağlam kalmasını sağlamışlardır.
7. Kimi erenler (Koca Saçlı…) art arda geyik, kuş ve ak sakallı derviş olmak gibi
şekil/don değiştirme yeteneğine sahiptir.
8. Bir kısmı kardeşleriyle (2, 3, 4, 5, 7 kardeş olarak) veya aynı inanca sahip
arkadaşlarıyla (40 kişi) birlikte bu topraklara gelmişlerdir.
9. Türbeler genellikle, hastalar (felç, ruh, akıl, sinir, sara, cilt, sıtma …), çocuk
sahibi olmak, büyü bozdurmak veya nazardan korunmak isteyenler, bahtı kapalı kızlar,
adak sahipleri, sütü gelmeyen yahut zor doğum yapan kadınlar, geç yürüyen, korkan,
veya altını ıslatan çocuklar, cin çarpanlar, askere gidecek gençler, maddi refah, yağmur,
sağ-salim yolculuk, sevdiklerine kavuşmak, işlerinde başarılı olmak, isteyenler tarafından
ziyaret edilir. Bazen de Hıdırellez yahut Nevruz günleri de tören için gidildiği olur.
10. Ziyaret sırasında taş, su ve ağaç kültüne dayalı birtakım pratikler yapılır.
Bunların bir kısmı dua, oruç, namaz şeklinde İslamî inançla bütünleşmiş olarak karşımıza
çıkar.
11. Türbe ziyaretlerinin sosyal psikoloji, sağlık ve inanç açısından faydaları ve
zararları vardır.
Ziyaret sırasında buraya gelenlerin birbirini tanıması ve kaynaşması gibi bir
fonksiyon icra etmeleri; türbede yatan zat hakkında anlatılanlar, edebiyatımızda sözlü
anlatım türlerinin yaşamasında ve zenginleşmesinde önemli rol oynamaları olumlu bir
gelişme olarak söylenebilir.
Buna mukabil, ruh, felç, sinir hastalarının, çocuk sahibi olmak isteyenlerin
buralardan medet umarak zaman kaybına sebebiyet verilip arzu edilmeyen durumlarla
karşı karşıya kalınmaktadır. Bunun yanında toprak yemek, vücuda taş sürmek yahut
vücutta türbe toprağı taşımak vs. gibi pratiklerin ne derece isabetli sonuçlar doğuracağı
şüphelidir. Bunları da halkın olumsuz yaklaşımları olarak zikredebiliriz.

Kaynakça:

ASLAN, Özlem, Yıldızeli ve Çevresindeki Alevilerin Kültürel ve Dini Yapısı
Üzerine Bir İnceleme, Sivas, 2001, VIII+207 s. (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi).
COŞKUN, Hasan, Altınyayla Ziyaret Yerleri, Revak, Sivas, 2001.
DEMİR, Recep, İmranlı’nın Sosyo-Kültürel ve Dini Yapısı Üzerine Bir
İnceleme, Sivas, 2002, IX+127 s. (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi)
DEMİRCİ, Musa, Çeltek Baba, Sivas Folkloru, S. 2, mart 1973, s. 14.
DOYMUŞ, Ergin, Her Yönüyle Kangal, Sivas, 1999.
GÖKBEL, Ahmet, Kangal Yöresinde Ziyaret Yerleri ile İlgili İnanç ve
Uygulamalar, C. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, S. 3, Sivas, 1999.
GÖKBEL, Ahmet, Şarkışla Yöresinde Yatırlar, Halk Kültürümüzde Sivas’ın
Yeri Sempozyumu, Âşık Veysel Kültür Derneği, Ankara, 24 Mart 2002
(Yayımlanmamış Bildiri).
KARAMAN, Fikri, Sivas Doğanşar İlçesi ve Köyleri Belgeseli, İstanbul, 2000.
KAYA, Doğan, Küpeli Baba ve Kardeşleri, Sivas Folkloru, I (10), Kasım 1973,
s. 13-14.
KURT, Rahmi, Sivas Merkez ve Merkeze Bağlı Köylerdeki Ziyaret ve Adak
Yerleri, Sivas, 2001, IX+154 (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi).
MAHİROĞULLARI, Adnan, Dünden Bugüne Zara, Sivas, 1999, s. 177-187.
ÖZ, M. Ali Arşivi.
ÖZEN, Kutlu, Sivas Efsaneleri, Sivas, 2001.
PÜRLÜ, Kadir, Özel Arşiv.
TÜRKYILMAZ, Murat Arşivi.
YILDIRIM, Ali, Emlek Yöresi Köylerinde İnanç Özellikleri, Uluslar arası
Anadolu İnançları Kongresi Bildirileri, Ankara, 2001 s.
Şeyh Bahattin Hazretleri, Suşehri’nden Esintiler, Suşehri Kültür Dayanışma
Derneği bülteni, s. 24.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder

Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder     Hafik İnköy Sosyal ve Kültür Dayanışma Derneği Forumu Forum Ana Sayfa -> Kutsal Yerlerimiz Tüm zamanlar GMT -2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye